Dijital okumak dijital yazmak

Web içeriğinde hangisi önce gelir? Okumak mı yazmak mı? Aslında bu soru, cevaplarıyla birlikte, günümüz web iletişiminin paradigmasını oluşturur. Neticede önemli olan da tek bir cevaba ulaşmaktan öte, o cevaba giden yolda öğrenilenler olacaktır.

Web'de okuma ve yazma alışkanlıkları, kâğıtta okumak ve yazmaktan çok farklı. Bu alışkanlıklar günden güne, web teknolojisi ve iletişim olanaklarının gelişmesiyle değişiyor. Dijital bir içerik oluşturulurken de, kemikleşmiş okuma ve yazma alışkanlıklarının ötesine geçmek gerekiyor. Web'de içerik oluştururken bir şeyin nasıl okunduğu mu, nasıl yazıldığı mı önem kazanır? Bu soruyu cevaplarken web'de okuma ve yazma eğilimlerini takip etmek gerekiyor. Paylaşımın oluştuğu nokta bir içeriğin tüketilmesi, yani okunması olduğu için konuya buradan başlamak gerekiyor.

Okumanın tarihi yazının tarihinden de önceye gider. İlk anlamlı duvar çizimleri MÖ 7 bin yılına tarihleniyor; yani yazıdan yaklaşık 4 bin yıl öncesi. Görsel dili okumak, yazı okumaktan daha eski bir refleks. Burada görsel dil tanımlamasıyla, dijital içerikteki fotoğraf ve videolar kadar, metin içeriği de anlaşılmalı. Çünkü metin içeriği kadar tasarımı da, görsel algıyı, okuma pratiğinin direkt etkiler. Hülasası her tür okuma, okunan şeyin anlaşılması, mesajın verilebilmesi için anahtar süreçtir.

Bir içeriğin hazırlanma amacı, onun tüm mesajlarıyla birlikte okunması, algılanması ya da anlaşılması olduğuna göre içerik üretilirken okuma alışkanlıkları dikkate alınmalıdır. Yapılan son araştırmalar okumayla ilgili şu temel bilgileri sunuyor:
  • Yazılı bir metni kelime kelime okuyarak anlamak için, dakikada 200 ile 400 kelime okunuyor.
  • Geneli anlamak için kaydırma yöntemiyle dakikada 800 ile 1500 kelime okunabiliyor.
  • Scan hızına çıkılsa dakikada ancak 10 bin kelime okunabiliyor.
  • İnternette aynı metin yüzde 40 daha yavaş okunur.
  • Buna göre metnin tamamını okumak için dakikada 120 ile 240 kelime
  • Geneli anlamak için kaydırma yöntemiyle dakikada 480 ile 900 kelime arasında okunabiliyor.
Dijital içerik okuma hızını etkileyen ana faktör metin boyutundan öte çözünürlük. Çözünürlük arttıkça okunma da artıyor. Ne var, bu bir tasarım ve teknik detay. Dijital okuma verileri, yeni medyada içeriğin daha kısa olması gerektiğini, zaman ve teknoloji olarak uzun metinleri okumanın çok zor olduğunu gösteriyor. O halde içeriğimizi bu okuma alışkanlıkları seviyesinde üretmeliyiz.

Temel okuma verilerine bakarak ilk cevaplanması gereken soru metin uzunluğu. Dijital bir içerik ne kadar uzun olmalı? Aslında cevap içerik türüne göre değişir. Web gurusu Jacob Nielsen genel bir ortalama veriyor: Dijital metin, basılı metin boyutunun en fazla yüzde 50'si olmalı. Bu yüzden dijital içerikte yazının başlıklar, genel bir giriş ve sonuç şeklinde verilmesi yeterli olur. Gelişme bölümü ve detaylar başka bir alanda okutulabilir. Tekrar cümleler, açıklamalar, herkese ilginç gelmeyecek cümleler metinde yer almaz.

Bir dijital içeriğin okunması önceliklidir; evet. Çünkü içeriğin amacına ulaştığı, anlam bulduğu, iletişime geçtiği ve etkileşim yarattığı yer okuma sürecinin kendisidir. Okuma bu kadar önemli de, dijital içeriğin üretilmesi, yazılması ve okumaya uygun tasarlanması önemsiz mi? İşte paradigma da bu. Okuma için söylediğimiz her şey, dijital içeriğin üretilmesi için de geçerli. Bu yüzden size uygun içeriğin üretilmesi, hem yazılan şeyin kalitesi hem de okunurluğunun sağlanmasına bağlıdır. Siber alemde yazmayı bilen okumayı da bilmeli. Her şeyden sonra yazının başındaki sorunun cevabı da ortaya çıkıyor. Yazılan bir şey yoksa okuyacak bir şey de yoktur. Yazılan bir şey okunmuyorsa, üretilmesinin de anlamı yoktur.

klikmedya

Diğer Yazılar:
  • Bedavaya Nasıl İçerik Üretilir?
  • Content is King. Ama kral çıplak!

  •  
    kurumsal yayıncılık | siber içerik yönetimi | siber içerik üretimi | neden klikmedya? | hazırlanan siber yayın türleri | kimiz biz
    © 2007 copyright klik medya